Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavı

Türkiye’nin devasa, hantal, heyecansız ve köhne okul öncesi, K12 ve yüksek öğretim yaşantısı günden güne daha büyük sorunlar yaratıyor. Yanlış, yersiz ya da eksik karar ve uygulamaların yol açtığı sorun ve açmazlarla da ilgilenilmiyor.

 

Öğretmenler, Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavı için hazırlanıyor. Kimi öğretmen ve kimi sendika sınavdan huzursuz, yönetmeliğin ve sınavın iptal edilmesini istiyorlar. Öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklandırılması, öğretmenlerin ücret artışına odaklanması ve basamaklar arası geçişler eleştirilmektedir. Halbuki sistem içinde geçici bir çözüm olarak, adil ve makul bir sınav yönetimi ve sınav içeriği ile birçok sorunun üstesinden gelinebilir, iyileşme sağlanabilir. Gerçekte ise MEB’in çağcıl bir reforma ihtiyacı vardır.

 

MEB ve YÖK eğitim üzerine odaklanmış düşünce kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının rapor, uyarı, itiraz ve önerilerini dikkate almaya başlamamasına rağmen, Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi, DİERG; Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavına dair görüşlerini eğitimin bileşenlerine sunmaktadır.

 

1-Öğretmenlik Kariyer Basamakları Sınavı’nın öğretmenleri harekete geçiren kısmının ücrette iyileşme getirmesi olduğu tartışılmaktadır. Bakanlık, başlangıçta kariyer basamağını ücret ile ilişkilendirmeyebilirdi. dahası, kariyer basamağında yükselen her bir öğretmene ücret artışı sağlamak yerine tüm öğretmenlerin maaşları iyileştirilebilirdi. Böylece istekli, alanında yetişmiş ve yetişmek isteyen öğretmenler sınava girebilirdi.

 

2-Yüksek lisansı tamamlamış öğretmen sınavsız Uzman, doktorasını tamamlamış öğretmen ise yine sınavsız Başöğretmen olabilecek. Bu uygulama, lisansüstü eğitime başvuran öğretmen sayısının artmasını ve programları tamamlama oranının yükselmesini sağlayacaktır. Ancak öğretmenler yıllardır lisansüstü eğitime başlangıç yaptığında okul, il ve ilçe idarelerinin yönetmeliğin de sağladığı bariyer, sınırlamalar ya da keyfi tutumlar ile karşılaşmaktaydı. Özel üniversitelerin lisansüstü öğrenim politikaları ve uygulamaları bu bariyerlerin aşılmasını sağlamış ancak nitelik açısından tartışmalara neden olmuştur. Bu nedenle Bakanlığın lisansüstü eğitim politikası devlet ve özel üniversitelerden bağımsız olarak öğretmen lehine değiştirilmeli ve eğitim bilimlerini içeren branşlarda lisansüstü öğrenim öğretmenlerin kariyer basamağında olumlu katkı sağlamalıdır.

 

3- Her aşaması şeffaf ve adil bir sınav yapılmalıdır.

 

4- Sınav, ezberi iyi olan öğretmen için avantajken, ezberi güçlü olmayan (ya da sayısalcı) öğretmen için dezavantajlı olabilir. Bu nedenle, öğretmene yaklaşımda dikkatli olunmalı ve başarılı/başarısız etiketlemesinden kaçınılmalıdır. Sadece lisansüstü öğrenim ya da sadece sınav sonucu ya da yıl şartı ile ölçülecek bir değerlendirme gerçeği yansıtmayabilir. Bu nedenle, sistemin sağlıklı ve her öğretmeni içerecek kapsamda olması gerekmektedir.

 

5- Uzmanlık için 180 saatlik, Başöğretmenlik için 240 saatlik video izlenmesi gerekmektedir. bazı videolardaki içeriklerin sorunlu ve sıkıcı olduğu ifade edilmektedir. Bu kadar saatlik video izlendikten sonra bile her bir öğretmenin belli bir yeterlik düzeyi elde ettiği iddia edilemez; ölçme değerlendirme ile de belirlemek gerekmektedir. Ayrıca, MEB;in hazırladığı 461 sayfalık  Uzman Öğretmenlik Yetiştirme Programı Çalışma Kitabı oldukça kapsamlıdır ve yorucudur. Lisansüstü öğrenimi tamamlamak, çalışma kitaplarını öğrenmeye çalışmak ya da eğitim videolarını izlemekle uzman ya da başöğretmen olmak için yeterli sayılmamalı ama önemli bir aşama, katkı olarak değerlendirilmelidir.

 

6- Sınav maaşlarda iyileştirmeye neden olacaktır. Sınav sonucu, sınava girenle girmeyen öğretmen arasında nitelik farklılığı olacağını kabul etmemize kanıt vermemektedir. Bu nedenle, liyakatin mutlaka nitelikli süreçler sonucunda elde edilmesi ve asıl bunun ücrete yansıması gerekmektedir.

 

7- Sınavda, yeterli puanı alamayan, hatta çok düşük puan alan öğretmen bir problem olarak görülecek midir ya da eğitimciler arasında böylesi bir sınıflandırmaya, hiyerarşiye neden olacak mıdır? Yeterli puanı alamayan öğretmenlerle ilgili Bakanlığın yaklaşımını ve planını açıklaması gerekmektedir.

 

8- Kariyer basamaklarını tırmanan bir öğretmenin, tırmanmak istemeyen ya da sınavı geçemeyen bir öğretmene göre sınıf içi ve sınıf dışındaki performansı ve katkısı nasıl ölçülecek, değerlendirilecektir? Ek ücretin her yıl alınmaya devam etmesinin kriterleri olacak mıdır?

 

9- Bakanlık hizmet içi eğitim çalışmalarında verim alamamaktadır. Özellikle seminer dönemleri öğretmenler için eziyete ve psikolojik zorlanma platformlarına dönüşmektedir. Bakanlığın online hizmet içi kurslarını devlet ve özel okullarda çalışan her bir öğretmene mecbur bırakması, eğitimlerin yıl boyu açık olması gerekmektedir. Her bir eğitimin ardından mutlaka ölçme yapılmalıdır.

 

10- Öğretmenlerin niteliğini artıracak ve yetişmesine alan açacak uygulama ve desteklere de ihtiyaç duyulmaktadır. Özellikle bunun için çabalayan öğretmenler böylece alanlarında verimli olacaktır.

 

11- Sendikaların bu tür sınav ve süreçlere yapıcı ve ılımlı yaklaşmaları gerekmektedir. MEB, akademisyenlerin unvanlarına göre uygulanan ücret politikasını kendi personeli için de uygulamak istemektedir. Bu motivasyonu ve vizyonu artırıcı bir süreçle devam ederse o durumda sonuçlar öğrenci ve ebeveynlere olumlu yansıyabilir. 2008 yılında getirilen uzman öğretmenliğin öğretmenlerce benimsendiği unutulmamalıdır. Sendikalar ücret iyileştirmeleri için çalışmalarını artırabilir.

 

12- “Eşit işe eşit ücret” yaklaşımı terk edilmelidir. Her bir öğretmenin 40 dakikalık derse girmesi, 40 dakika boyunca benzer performansı, birikimi ve vizyonu sergilediği anlamına gelmemektedir. Performans ölçülebilmelidir ancak bunun yolu Bakanlığın öğretmenleri sürüklediği kariyer basamakları sınavı değildir. Ancak yine de bu sınav ve Öğretmenlik Meslek Kanunu olumlu birer başlangıçtır ve geliştirilip öğrenci ve okul kültürü yararına katkı sağlanabilir. Bunun için de bakanlığın eğitim üzerine çalışma yürüten kuruluşlara danışması, onların açıklamalarını dikkate alması gerekmektedir.

 

13- Olumlu süreçlere evrilebilecek sistemlere destek verilmelidir. Örneğin 2012 yılına kadar yüksek lisans ve doktora yapmış öğretmenlere %25 ve %40 artımlı olarak ek ders ödemesi yapılırken, bazı kurumların itirazı ile o tarihten sonra yüksek lisans ve doktora yapanlara sırasıyla %5 ve %15 artımlı ek ders ödeme düzenlemesine geçilmiştir. Yani mevcut durumdan bile kötüye gidilmiştir. Bu nedenle, sınav yapılmalı, öğretmenler sınava girmeye teşvik edilmeli ve motivasyon artıran, incitmeyen, öğrenilen ve öğretilen dinamik bir sistem başlatılmalıdır. Tıpkı eskiden müfettişlerin okula geliş dönemlerinde sergilenen üretkenlik ve heyecan bu sınav ile de sağlanabilir ve heyecanın kalıcı olması için önerilerde bulunulabilir.

 

14- Eğitim Fakültesi’nin 5 yıllık programından mezun olanlar tezsiz yüksek lisans mezunu unvanını hak etmişlerdir. Buna rağmen, dört yıllık bölümlerden mezun olanlarla aynı başlangıca alınmışlardır. Bunun yerine bu öğretmenlere avantajlar sağlanabilmelidir.

 

 

 

 

 

Bu İçeriği Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.