MEB ve Rehberlik Öğretmenleri Arasındaki Uyuşmazlık Sona Ermelidir

Milli eğitim Bakanlığı Nisan ayında ikisi rehberlik branşını ilgilendirmek üzere üç değişiklik yapmıştır. Bu değişikliklerden ilki ile, 1739 sayılı Temel Eğitim kanununun 50/A bendine “Rehberlik öğretmenleri tercih danışmanlığı, alan ve ders seçimi, öğrenci tanılama sürecine bağlı olarak yapılacak çalışmalarda ihtiyaç duyulması halinde izin ve tatil dönemlerinde de görevlendirilebilir. Bu durumda rehberlik öğretmenlerinin izinleri bir aydan az olamaz.” paragrafı eklenmiştir [1].

Ayrıca, aynı bende eklenen ve diğer branşları ilgilendiren “Öğretmenler, yaz tatili içinde aralıksız iki ay izinlidirler. Ancak bu iki aylık izin sürelerine dokunulmadan kalan tatil zamanlarında yönetmelikle belirlenecek meslekle ilgili çalışmalara katılmakla yükümlüdürler.” paragrafı ile, rehberlik öğretmenleri de dahil olmak üzere, tüm öğretmenler için yaz tatili dışındaki tatillerde görevlendirme yolu açılmıştır.

Böylece rehberlik branşı dışındaki öğretmenler iki aylık yaz tatilleri dışındaki tatillerde meslekle ilgili görevlendirilebilecekken, rehberlik öğretmenleri hem yaz tatillerinin bir ayında hem de bunun dışındaki tatillerde de görevlendirilebilecektir.

Rehberlik branşını doğrudan ilgilendiren ikinci değişiklik ise meslek liselerinin yenilenen ders programlarında 9. sınıfta Rehberlik ve Yönlendirme dersine yer verilmemesidir [3]. Bu yer vermeme sonucunda; meslek liselerine kayıt yaptıran, yönlendirme gereksinimi duyan, dönemi gereği duygusal, düşünsel ve tutum olarak hızla değişen 9. sınıf öğrencilerini ilk haftadan itibaren tanımaya başlama ve izleme aracı olan sınıf rehberlik dersinin öğrencinin okula adaptasyonu kolaylaştırma, okul yaşantısını olumlu etkileme, sorun öngörme ve önlem alma benzeri imkanının kısıtlanacağı beklenebilir.

Üst üste yapılan bu önemli iki değişiklikle Bakanlığın rehberlik branşını diğer branşlara eşit statüde görmediği, ayrıca bu branşın psikolojik danışmanlık hizmetini önemsemediği tartışılmaktadır. Rehberlik öğretmenleri yapılan değişikliklerin “özlük hakkı kaybı olduğuna, mobbinge neden olacağına, tatillerinin kısıtlanabileceğine, keyfi görevlendirmelere maruz kalabileceklerine, uygulamada suistimale açık olacağına” dair kaygılarını sosyal medyada “#1milyonöğretmenmağdur” hashtagı ile duyurmaya çalışmaktadır.

Değişiklikte belirtilen “tercih danışmanlığı, alan ve ders seçimi, öğrenci tanılama süreci” çalışmalarında rehberlik öğretmenleri zaten isteğe bağlı olarak yer almaktaydı. Bu çalışmalara katılan rehberlik öğretmenleri yaşadıkları güçlüklere rağmen [2], süreç boyunca görevlerini profesyonelce yerine getirmişlerdir.

Milli Eğitim Bakanlığı işveren olarak bünyesindeki öğretmenlerin yıllık izin sürelerini yeniden düzenleme hakkına sahiptir. İki aylık yaz tatilini kısmen, 15 günlük ara tatili tümden değerlendirme hakkına sahiptir. Dahası, öğretmenlere diğer devlet memurlarının yıllık izin süresi hakkını da tanıyabilir. Öğrencilerin tatilde olduğu dönemlerde öğretmenleri hizmet içi seminerlerle geliştirmek, güçlendirmek de isteyebilir. Bu etkinliklerle öğretmenlerin birikimlerini diğer meslektaşlarına aktarmasına olanak sağlama amacını da taşıyabilir. Tüm bunlar Bakanlığın tasarrufundadır. Ancak, Bakanlıkça programlanan ve uygulanan hizmet içi seminer dönemlerinin ve mesleki toplantıların genellikle yeniliklerden uzak, heyecansız, niteliksiz, verimsiz, her defasında kendini tekrar eden etkinliklerle geçtiği öğretmenlerin eleştiri konusudur. Eylül başlangıcındaki ve Haziran sonundaki seminerler Bakanlığın referansıdır. Eğer bu referansla, bu yaklaşımla tüm branşların tatilleri ve süreleri azaltılmak isteniyorsa, bunun genel olarak karşılığı öğretmenlerin sisteme olan güvenin sarsılması, tükenmişliğin artışı, aidiyet duygusunun yitimi olabilecekken, sınıf içinde derslerdeki karşılığı ise motivasyonun daha fazla yitirilmesi olabilir. Öğrenci merkezli olmayan, öğrencilerin ve öğretmenlerin iyi olma halini korumayan her uygulama yarar sağlamak yerine kayıplara neden olabilecektir. Vizyon belgesinde ön planda tutulan demokratik ve katılımcı karar alma anlayışına alınan kararlardan önce uyulması öğretmenlerin derslerdeki heyecanına da yansıyacaktır.

Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi, DİERG; Bakanlığı yapılan değişikliklerin nedenlerini, beklentileri, değişikliklere itiraz edenlerin gerekçelerini de içerecek şekilde eğitimin her bir bileşenini bilgilendirmeye ve değişiklikleri yeniden gözden geçirmeye davet etmektedir. Özellikle de, Bakanlık ile kadrosunda çalışan rehberlik öğretmenleri arasındaki rehberlik branşına yaklaşımdaki uyuşmazlıkların sona ermesi gerekmektedir.

1. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200417-1.htm
2. https://www.dierg.org/2019-lgs-birinci-tercihin-ardindan-liselerde-revizyon-onerisi/
3. http://tebligler.meb.gov.tr/index.php/tuem-sayilar/viewcategory/88

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir