2023 Eğitim Vizyonuna dair DİERG’in Görüşü

Milli Eğitim Bakanlığının 2023 Eğitim Vizyonu Üzerine DİERG’in Görüşü

Milli Eğitim Bakanlığı 23 Ekim 2018 günü ‘2023 Vizyon’ belgesini kamuoyuna açıkladı. Her bir cümlesinin arka planında fizibilite çalışması olduğu belirtilen, sistemin parçacı değil bütünsel dönüşümünün planı olarak sunulan, taahhüt niteliği taşıyan belge; Eylül 2019 tarihinden itibaren üç yıl boyunca veri analizine dayalı araştırma teknikleriyle nelerin ne kadar zamanda yapılacağını ifade etmektedir. İlk üç yıl, yeni bir ‘başlangıç zemini’ oluşturabilmenin ön hazırlık süresi olarak görülmektedir.

Eğitimde dönüşümü amaçlayan, devlet okullarını gerçekçi bir modelleme ile güçlendirme bilinci taşıdığı öne sürülen belgeyi; eğitimi etkileyen ve eğitimden etkilenen her bileşen tartışmalı, değerlendirmeli ve önerilerde bulunmalıdır.

Kurumsal (üst yapısal), zorlayıcı reform denemelerinin işlevsizliği ve verdiği zararlar açıktır. Deneyimleri paylaşmayı, fikirleri ve fikrin sahiplerini öne çıkarmayı, çoğulculuğu, sorumluluğu, denetimi, hesap verebilirliği içeren bir ‘deneysel reform’ ancak ve ancak adalet, liyakat ve kariyere dayanan dinamik bir sistemi kurgulayabilir, işlerlik kazandırabilir. Özellikle uygulamada 2023 Vizyonundaki yaklaşım değil de kişilerin geleneksel algı ve tercihleri doğrultusundaki uygulamalar fark edilmeli, denetim ve kontroller yapılabilmelidir.

Eğitim kurumlarının güven yitirdiği, sistemin tıkandığı, kimsenin çözümsüzlükte ısrar etmediği aksine çözüm için toplumsal desteğin güçlü ve aktif olduğu, 2023 Vizyon belgesini destekleyen açıklamaların arttığı şu günlerde, 2023 Vizyonunun uygulama süreci hükümet dışından da öneri, eleştiri, destek ve işbirliğine açık olursa dinamik ve uygulanabilir hale gelebilir.

Bir düşünce kuruluşu olan Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi (DİERG), 2023 Vizyon belgesi hakkında akademisyen ve öğretmenlerden edindiği görüşlere de dayanarak kısa ve giriş niteliğindeki bu değerlendirmeyi hazırlamıştır. Mevcut bazı başlıkları tartışmakla beraber, “Durum tespiti, Eğitim fakülteleri ile işbirliği, Bölge içi ve bölgeler arası eşitsizlikler, İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde erken çocukluk dönemi eğitimi birimleri, Etüt merkezleri, Okulların mali harcamaları, Yaşayan diller dersleri, Müslüman olmayan toplumlar, Evde ve hastanede eğitim, Okullarda güvenlik ve yardımcı personel temini” başlıkları belgede yer almamıştır ve bunlara neden yer verilmesine dair DİERG’in önerileri bu değerlendirme notunun sonuna eklenmiştir.

Sözleşmeli öğretmen ve yönetici atamaları, görevde yükseltme

Belgede, atama ve yükselmelerde ‘nesnel kriterler’ kullanılacağı ifade edilmektedir. 2013 yılından bu yana Görevde Yükselme Yönetmeliği 6 kez değişmiş ancak görevde yükselmelerde liyakat ve adalet talebindeki artış durmamıştır. Bakanlıkça liyakat ve kariyer yeniden tanımlanmadan, tüm toplumun benimseyebileceği ve korumaya çalışacağı nesnel kriterler belirlenmeden, sınav sistemi yeniden yapılandırılmadan, şeffaflık sağlanmadan, atama ve yükselmelerin her bir aşaması kayıt altına alınıp yargı denetimine açık olmadan tüm atama ve görevde yükselmelerin durdurulması yerinde olabilir. Bakanlıkta yeni yönetimin göreve gelmesinden itibaren yapılmış atama ve yükselmeler de tekrar incelemeye alınabilir. Sınav sistemleri, süreçleri ve sonuçlandırılmasına dair güvenin sağlanması gerekmektedir. Sözleşmeli ve özellikle ücretli öğretmen istihdamına son verilmelidir.

Devlet bürokrasisinin bir parçası olan eğitim yönetimi ve eğitim yöneticiliğinden kayırmacı sistem tamamen dışlandığında diğer resmi ve özel tüm parçalarda da aynı dışlama gözlenir. Güçlü, esnek, üretken bir okul yaşantısı, yönetim ve denetim sistemi amaçlanıyorsa; yapılması gereken öğretmenlerin okula yoğunlaşmalarının sağlanmasıdır. Öğretmenin okulun sorunlarına ve iyileştirilmesine dair çabalara girmesi ise liyakat, ödüllendirme ve kariyer basamaklarını açık ilkelerle belirleyip uygulamakla sağlanabilir.

 Öğretmenler

Öğretmenlerin mesleki yeterlikleri, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimleri ile algı ve adanmışlıklarına sıkça dikkat çeken belgenin öğretmeni odağına alması önemlidir. Öğretmen istihdamında öğretmenlik yapmaya hak kazanacak kişilerin MEB aracılığıyla verilecek pedagojik formasyon eğitiminin ardından göreve başlatılacağı ifade edilmektedir.

Mevcut istihdam sisteminde olduğu gibi, göreve atanan öğretmenin ilk günden ders anlatması tartışılmalıdır. Sadece yeni atanan öğretmen için değil; öğrenciler, okul yöneticileri, veliler ve okulda görev yapan diğer öğretmenler açısından da bu uygulama irdelenmelidir.

Vizyon belgesinde eğitim fakülteleriyle işbirliği yapılarak öğretmen yetiştirmenin tekrar yapılandırılacağı ifade edilmektedir. Eğitim fakültelerinin öğretmen yetiştirmede eksikleri varsa, ilk ataması yapılan öğretmenlerin eksikliklerle ders vermelerine engel olunmalıydı ya da gerekli hizmet öncesi eğitim verilebilmeliydi.

DİERG’in öğretmen yetiştirme önerisi: Herhangi bir fakültede öğrenim gören ve bir öğretmende istenecek kriterleri sağlayan bir öğrencinin 3. sınıftan sonra ‘eğitim fakültesi öğrencisi’ olabilmesi için yatay geçişine izin verilebilir (Eğitim fakültesi dışındaki birimlerde çalışan öğretim elemanlarına ‘yapılandırmacı yaklaşım’ ile ilgili bilgilendirme toplantıları düzenlenebilir.) Bir ön seçimin (alan sınavı, lisansa giriş puanı, lisans not ortalaması) ardından merkezi ya da yerel jürilerden oluşturulacak komisyon karşısında nesnel kriterlere dayanan değerlendirme ile öğrencinin 2 yıl da eğitim fakültesine devam etmesi sağlanabilir. Böylece öğretmen adayı güncellenmiş, güçlü, kriter ve seçme esaslı ‘alan eğitimi, pedagojik formasyon, genel yetenek ve genel kültür programına’ dahil edilebilir. Bu süreçte bir yıllık yoğun ve çok yönlü bir staj süreci başlatılabilir: Örneğin, orta öğretim için; özel okula, fen/sosyal bilimler lisesi, anadolu lisesi, meslek lisesi, imam hatip lisesine 6’şar hafta devam etmesi sağlanabilir. Ayrıca 3’er hafta da ilçelerdeki köydeki/beldedeki okullara ve yatılı bir okula staj için gitmesi mümkündür. Ayrıca, okuldaki nöbetçi öğretmenleri, rehberlik öğretmenlerini, öğrenci kulüplerini aktif olarak izlemesi ve değerlendirmesi sağlanabilir. Mezuniyetten sonra da iki yıllık asistan öğretmenliğin ardından kadrolu öğretmen olabilir. Kadrolu öğretmenliğe başlayan öğretmenin karşısına cazip hale getirilmiş yatay ve dikey kariyer seçenekleri çıkarsa geleceğini planlamakta zorlanmayacaktır. Böylece son iki yılı maaşlı olmak üzere yedi yıllık bir sürecin ardından öğretmenlik için gerekli alt yapıyı edinerek yetişen kişi yoğun alan, alan eğitimi bilgisi ve tecrübesi ile yetişmiş bir öğretmen kültürel çoğulculuğa önem verecek, çok yönlülük sergileyecektir.

Yöneticilik atama yoluyla değil, kişinin mesleki geçmişi, performansı ve başarıları sayesinde olmalıdır. Okul yöneticilerinin öğrenci, öğretmen ve velilerin güvenini mesleki performansları sayesinde sağlaması esas olmalıdır. Yönetici adayının öğretmenlik yapıyor olması temel kriter olarak önerilebilir. Eğitim yönetimi ve denetimi gibi alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş bir öğretmenin belirlenecek diğer sınav ve kriterleri de sağlarsa kurum yöneticiliğinde idarecilik yapabilmesi önerilebilir.

Okul ve Milli Eğitimin herhangi bir basamağının yöneticiliği 3 ya da 4 yıllık periyotlarla sınırlandırılmalıdır. İki defa üst üste atanan yöneticiler üçüncü defa atanmamalıdır. Okul ve Milli Eğitim yöneticiliği süresi biten öğretmenler tekrar asli görevlerine dönmelidir. Okul ve Milli Eğitimde yöneticilik, mesleki yaşam boyunca sürekli kazanılmış bir hak olmaktan çıkmalıdır. Böylece Milli Eğitim Bakanlığında bürokratik ataletin önüne geçilmiş olur.

Lisansüstü öğrenime yaklaşım üzerine

Milli Eğitim Bakanlığının akademik çalışmaları önemsemesi ve bünyesinde lisansüstü öğrenim görmüş uzman öğretmenleri barındırma, ön plana çıkarma söylemi çok önemlidir. Bu vizyon, Milli Eğitim Bakanı’nın akademisyen olmasından kaynaklanıyor olsa da yerinde bir karardır.

Vizyon belgesi, öğretmenleri ve okul yöneticisi olmak isteyenleri lisansüstü öğrenime özellikle yönlendiricidir. Belgede 12 ayrı yerde lisansüstü öğrenim anılmaktadır. Ancak, lisansüstü öğrenim görmek isteyen bazı öğretmenlere yeterli destek verilmemektedir. Öğretmenler lisansüstü derslere devamlılıkta ve tez hazırlama döneminde zorlanmakta ve bu nedenle doktoraya başlamak için istekliliğini yitirmektedir. Öğretmenler lisansüstü çalışmayı alanında kendisini, eğitim öğretimi geliştirmek ve güçlendirmek için de yapmak isteyebileceğine göre; bakanlığın öğretmenlere okullarda araştırma izni vermeyi kolaylaştırması, araştırmacıların bakanlığın verilerine hızlı ulaşmasını sağlaması da oldukça önemlidir.

 Öğretmenlik meslek kanunu

Öğretmen Meslek Kanunu hazırlanması yerinde bir karardır. Bu kanunla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndan tamamen ayrışarak ve özerkleşerek görevin, liyakatın ve kariyerin özgün doğasına ilişkin (emreden değil yol gösteren) bir düzenlemeye gidilebilir.

Eğitim fakülteleri üzerine

Pedagojik formasyon sertifikası programı nedeniyle toplumu sömüren bir kurum olarak algılanmaya başlanan eğitim fakültelerine olan bu yaklaşım değişmelidir. Alan eğitimi ve eğitim bilimleri derslerini pedagojik formasyon sertifikası programı ile edinenlere öğretmen olma yetkisi verilmeye artık son verilmelidir. Pedagojik formasyon sertifika programı ile alınan belge, eğitim öğretim esaslı kurumların dışındaki yerlerde değerlendirilebilmeli (örneğin bir maliye memurunun ancak bu belgeyi edinirse aynı kurumdaki diğer memurlara hizmet içi eğitim verebilmesi gibi); ancak, bu belge ile öğretmenlik mesleğini yapmaya hak kazandırmaya bundan böyle son verilmelidir. Öğretmen olmak isteyen eğitim fakültelerinin lisans programlarına kayıt yaptırmalıdır.

Eğitim fakülteleri YÖK tarafından tebliğ edilen müfredata göre öğretmen yetiştirmektedir; ders çeşitliliği, içerikleri ve kredileri gibi konularda özerkliğe sahip değildir. Eğitim fakültesinden mezun olarak ya da sertifika alarak öğretmen unvanı almaya hak kazanan her birey Milli Eğitim Bakanlığında çalışmak zorunda değildir. Mezun olan bir öğrencinin nerede çalışacağı eğitim fakültelerinin konusu değildir ancak donanımlı, nitelikli ve yeterli öğretmen yetiştirmek eğitim fakültelerin asli görevlerindendir. Özel okullların öğretmen istihdam ölçütleri ile devlet okullarınınki farklıdır. Eğitim fakülteleri herhangi bir kuruma göre reorganize olmak, sistemini onun istediği gibi değiştirmek zorunda değildir; ancak, çağın ve ülkenin gerektirdiği değişim ve dönüşümleri de sağlamalı ve bunu eğitimin tüm bileşenlerinin taleplerini dikkate alarak gerçekleştirmelidir. Eğitim fakülteleri kendi içinde bu değişim ve dönüşümleri ne ölçüde yapabildiği ya da yapamıyorsa neden yapamadığı üzerine öneride bulunan tartışmaların konusu olmalıdır.

Eğitim fakülteleri kendi görüşlerini ve yöntemini sergilemeye çalışmamaktadır. Eğitim fakülteleri kendisinin hem ülke hem de uluslararasındaki yerini ve etkisini ortaya koymalı, tartışmalı ve çözüm önerileri sunup dinamik bir uygulama sistemi geliştirmelidir. Uluslararası tecrübeye ve saygınlığa sahip kurum olan eğitim fakülteleri; sahip olduğu öğretim elemanı sayısı ve niteliği, donanımı ile kendine daha çok güvenmeli, sorumluluk almalı, ülkenin eğitim politikaları için fikir beyan etmeye başlamalıdır.

Sözleşmeli Öğretmenlik süresi

Bir sözleşmeli öğretmen 4 yıl sözleşmeli ve 2 yıl kadrolu (4+2) görevden sonra tayin hakkı elde edebilmektedir. DİERG, 4 yılın ardından kadroya atanmayla sonuçlanan sözleşmeli öğretmenlik sistemini uygun bulmamaktadır. 2023 vizyonu bu süreyi bir sınıf öğretmeni ilkokulda 4 yıl kesintisiz öğretmenlik yapılabilsin diye süreyi 3+1’e düşürmek istemektedir; ancak, sınıf öğretmenliği için öne sürülen gerekçe branş öğretmenliği için geçerli değildir.

 Müfredat üzerine görüşler

Yapılandırmacı yaklaşıma uygun müfredatları geliştirme, yenileme ve güncelleme çalışmaları 2005 yılından beri devam etmektedir ve son müfredatlar 2015-2016 eğitim öğretim yılında 51 programda tamamlanmış ancak uygulamaya konulmadan önce ilk kez kamuoyundan görüş istenmişti. 13 Ocak-10 Şubat 2017 tarihleri arasında MEB’in web sitesi üzerinden 175 bin 354, e-posta adresi üzerinden de 8 bin 737 olmak üzere toplam 184 bin 91 görüş bildirilmişti. Emek, zaman ve para harcanarak yenilenen müfredatlar 2017-2018 döneminde okullarda kademeli olarak uygulanmaya başlanmıştır.

Öğretim programı yerine tekrar müfredat kelimesini kullanmayı tercih eden 2023 Vizyonu, yürürlükteki müfredatları yetersiz görmektedir. Belgede 46 kez geçen müfredat kelimesi ‘iyileştirilmekle, geliştirilmekle ve yapılandırılmakla’ anılmaktadır. Bir önceki müfredat hazırlama çalışmalarında görüş bildiren, etkisi olanlara açıklama yapılması yerinde olabilir.

Öğrencilerin alana yönlendirilmesi üzerine

Alan seçiminin 9. sınıfta yapılması planlanmaktadır. Öğrencilerin 11. sınıfta daha dikkatli, motive, bilinçli hale geldikleri için alan seçiminin 11. sınıfa bırakılması da tartışılmaktadır. Bu nedenle, bu tür kararların deneysel süreçlerle verilmesi önerilebilir.

Yardımcı kaynak kitaplar üzerine

Belgede iki kez “Yardımcı kaynak ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılacaktır.” ifadesi geçmektedir. Çoktan seçmeli sınav sistemleri var oldukça soru arayışı da devam edeceği için konu anlatımı ve/veya soru içeren yardımcı kaynak kitap yazımı da durmayacaktır. Sınav sistemi değişmeden yardımcı kaynak ihtiyacını azaltmak pek mümkün görünmemektedir. Sınavla öğrenci alan okul sayısının azaltılmasının da bu ihtiyacı azaltması beklenmemelidir.

 Yabancı dil eğitimi üzerine

Yabancı dilin öğrenimi o dilin kullanılmasını gerektirir. Dil öğretmedeki politikanın ne olduğunu, ne olması gerektiğini belge tartışmamaktadır. Yıllardır okullarımızın her kademesinde yabancı dil ders saatleri yer almasına rağmen oturmuş bir sistem oluşturulamamaktadır.

 Beceri temelli değerlendirme

Beceri temelli değerlendirmenin içeriği ve geri bildiriminin nasıl olacağı belgede açık bırakılmıştır. Aynı sırada yer alan iki okul arasındaki imkanlar bile oldukça farklı olabilmektedir. Bu nedenle, değerlendirme ölçütleri dikkatle belirlenmelidir.

 Ders sayısının ve içeriklerinin azaltılması

Çoğu ülkede haftalık ders sayısının ortalama 8 olması ve haftada en fazla 5 saati geçmeyen dersler olması başarıyı getirmekte ve reform denemelerine de olanak sağlamaktadır. Azaltılacak ders sayısının ve içeriklerinin tüm kademelere birden uygulanması yerine, planlama yapıldıktan sonra ilkokul birinci sınıftan başlanması daha yerinde görünmektedir.

 Erken çocukluk dönemi eğitimi üzerine

Bu konu oldukça hassastır. Erken çocukluk eğitimine verilen, verilecek önem geleceği belirlemektedir. Vizyon, 5 yaşındakilere okul zorunluluğu getirmeyi 3 yıl sonraya ertelemiştir. Gerekli altyapı ve donanım sağlanmadan, tekli eğitim sistemine geçilmeden, öğrencilere öğle yemeği verilmeden, tüm kademelerde standart sayıyı aşmayan ve modern derslik ve derslik dışı alanlar oluşturulmadan 5 yaşındaki çocuklar okula alınmamalıdır.

Çocuklar ilkokulda değil, anaokulunda eğitim görmelidir. Ayrıca, 5 yaş zorunlu eğitim kapsamına alındığında, mevcut ilk ve ortaokulların bünyesinde erken çocukluk dönemi eğitimine yönelik devlete ait anasınıflarının sayısı artırılmalıdır. Okul bünyesinde anasınıfı açma kararı ya da inisiyatifi, okul müdürlerinin de içinde yer alacağı bir komisyon tarafından verilebilir.

Erken çocukluk dönemi eğitim kurumlarında daha nitelikli personel yetiştirmek için sınıf ablası uygulamasında meslek lisesi mezunlarına öncelik verilmelidir. Bu döneme ait mevcut müfredat yenilenerek yaparak yaşayarak ve proje tabanlı yaklaşıma ağırlık verilebilir.

 Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri

Özel eğitim kurumlarında okul yöneticiliği yapanların alan öğretmenlerinden olmasına özen gösterilmelidir. Özel eğitim anaokullarına sayıları artırılarak devam edilmeli ve bu okullardaki uygulamalar dikkatle takip edilmelidir.

Atama bekleyen ve ataması yapılmış özel eğitim öğretmenlerine göre, bakanlık bu alana yeterli sayıda kontenjan vermemektedir. Okullarında norm fazlası olan öğretmenler (özellikle sınıf öğretmenleri) bu durumun getireceği belirsizliklerden kurtulabilmek için sertifika programını tamamlayarak özel eğitim kurumlarına geçiş yapmaya başlamıştır. Bu geçişi yapan öğretmenlerin; istisnalar dışında, özel eğitim öğretmenleri ile aynı alan bilgisi birikimi, beceri, dayanıklılık ve motivasyona sahip olması beklenemez. Sertifika edinmenin ardından yapılan görevlendirmelerin özel eğitim gereksinmesi olan öğrencilere nasıl yansıdığı üzerine elimizde veri bulunmamaktadır.

Yine özel eğitim kurumlarından olan rehabilitasyon merkezlerinin işlevi ve verimliliği, verilen eğitim, öğrencilerdeki iyileşmeler ve kaynakların yerinde kullanımı açısından yeniden sıkı değerlendirmeye tabi tutulabilir. Özel eğitim kurumlarına yönelik yönetim ve teftiş yapısının etkililiğinin artırılacak olması çok önemli ve yerinde bir planlamadır. Rehabilitasyon merkezlerinin devam edip etmemesi gerektiği tartışılmalıdır.

 Eğitsel etkinlikler üzerine

Mahalli kulüplerin oluşturularak okul sonrasında öğrencilere eğitsel etkinlik yaptırılması oldukça olumludur ve kuzey Avrupa ülkelerinde başarıyla uygulanmaktadır. Bu ülkelerde bu uygulama ayrıca topluma kazandırılması gereken sorunlu, bağımlı öğrencilere de özel ilgi göstermektedir. Bu noktada konunun en hassas tarafı öğretmenlere sertifikalarla ya da lisansüstü eğitimle beceri içerikli yan dal kazandırmak değil, etkinliklerin o alanda yetişmiş profesyonel eğitmenlerce yürütülmesi ve o eğitmenlerin işinin sadece bu olması ile başarılı olunabilir. Öğretmenlerin yan dal olarak bu tür çalışmalara katılması hem okul gününün ardından performans azalması, hem de alana bir uzman gibi yaklaşılamaması ihtimalinden dolayı verimi düşürebilecektir.

 

2023 Vizyon belgesinde değinilmeyen alanlar

Durum tespiti

Kamuoyunun mevcutları bilmesi, 2023 Vizyonu uygulanmaya başladığında elde edilecek başarıları da somutlaştırmayı sağlayabilir. Bakanlığın nicel, nitel kapasitesi ve koşulları açıkça ortaya koyarak hangi ölçüdeki sorunlarla baş edilmeye çalışılacağı belirginleşebilir.

 Eğitim fakülteleri ile işbirliği

2023 Vizyon belgesinin eğitim fakülteleri ile işbirliği halinde hazırlanması planlamaları daha da somutlaştırabilirdi.

Bölge içi ve bölgeler arası eşitsizlikler üzerine

Bölgelerarası eşitsizliğin düzeyi ve geri kalmış bölgelerin durumu analiz edilmemiş, eşitsizliğin nasıl giderileceğine vizyon belgesinde yer verilmemiştir.

 İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde erken çocukluk dönemi eğitimi birimi

Milli eğitim bakanlığının Erken Çocukluk Eğitimi Daire Başkanlığı mevcutken, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde bu birim mevcut değildir ve bu da ciddi bir eksikliktir. Erken çocukluk dönemi eğitimi başlı başına bir birim olarak il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde hızla yapılandırılabilir.

 Yaşayan diller dersleri (Adıgece, Abazaca, Kürdçe (kurmançca ve zazaca), Lazca, Gürcüce, Boşnakça ve Arnavutça) üzerine

2015 yılından beri okullarda yer verilen toplum içi tanışmanın ve tanınmanın, kabulün ve hoş görünün sağlayıcılarından olan, kök sorunlardan birini aşabilecek etkiye sahip ve güven veren bir uygulama olarak yaşayan diller derslerinin öğretmen ihtiyacı, müfredat durumu, uygulamada gereksinmeler ve daha ileri planlamalara değinilmemiştir.

Etüt merkezleri

Çoktan seçmeli sınav sistemi devam ettikçe bir öğretmenin aylık geliri ne kadar yükseltilirse yükseltilsin, sayıları gittikçe artan etüt merkezleri cazibesini yitirmeyecektir. Eğitim sisteminin değişimi yoluyla etüt merkezi, özel ders ya da okulların hafta sonu kurs benzeri arayışlara son verilebilirse dış desteğe mecburiyet ortadan kalkabilir.

Müslüman olmayan toplumlar

Belgede imam hatip okullarının toplumsal bir talep ile şekillendiği ve geliştiği savunusu yapılmaktadır. Müslüman olmayan velilerin, öğrencilerin hassasiyetleri ve talepleri ise belgeye yansımamıştır.

Evde ve hastanede eğitim hizmetleri üzerine

Sağlık durumu nedeniyle en az 4 ay süre evden ya da hastaneden çıkmasının mümkün olmadığını belirten hastane raporu alan zorunlu eğitim çağındaki öğrencilerin eğitimine evde veya hastanede devam etmesi prensibine dayanan evde eğitim hizmet uygulanmaktadır. Müfredat, ders materyalleri, evde ve hastanede eğitim hizmeti verecek öğretmene rehberlik edecek eğitim, ulaşım desteği gibi konularda problemler yaşanmaktadır. Velilerin bu hizmete olan farkındalığı arttıkça başvurunun da arttığı evde ve hastanede eğitim hizmetleri, yeniden yapılandırılması ve dikkatle izlenmesi gereken nazik alanlardan biridir.

Okullarda güvenlik ve yardımcı personel temini üzerine

Okulların güvenliği ile temizlik ve bakım işlerinde görevlendirilen personelin istihdamı İŞKUR tarafından 9 aylık geçici görevlendirme ile yapılmakta ancak hem yetersiz sayıda, hem de bazen okul kültürüne uzak personel görevlendirilmektedir. Okul idarecilerini zorlayan bu durum, ikili eğitim yapılan ve öğrenci sayısı kalabalık olan okullarda blok program uygulanmasına gerekçe olarak gösterilebilmektedir.

Bazı devlet okulları biriketten örülerek üst yüzeyine de cam kırıkları gömülmüş yüksek bahçe duvarlarının üzerinde yer alan jiletli tellerle çevrelidir. Okulun dışından geçenleri ve içeridekileri iyi hissettirmeyen bu uygulama terk edilebilmelidir.

Okulların mali harcamaları

Okul yönetimleri parasal konularda sorumluluktan kurtarılarak, bu alan maliyeye bırakılabilir.

DİERG_GORUS_MEB_2023_VİZYON

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir